İyi Olma Hâlinin Ekonomisi: Sağlık Turizmi Neden Yeniden Tanımlanıyor?

Giriş

Sağlık turizmi literatürü yirmi yılı aşkın süredir aynı soruyu tartışıyor: insanlar sağlık için seyahat ederken tam olarak neyin peşindeler? Bu soruya olan cevap son zamanlarda değişiyor ve bu değişim, sektörün kendisini yeniden kurmasını gerektiriyor.

Sağlık turizmi denildiğinde uzun yıllar boyunca akla ilk olarak tedavi amacıyla yapılan uluslararası seyahatler gelmiştir. Kalp cerrahisi, organ nakli, diş tedavileri, saç ekimi ve estetik cerrahi, sektörün görünen yüzünü oluşturmuştur. Oysa alanın kavramsal çerçevesi hiçbir zaman yalnızca tedaviden ibaret olmamıştır. Smith ve Puczkó (2008; 2014; 2016), sağlık turizmini tek bir kategori olarak değil, birbiriyle kesişen bir alanlar kümesi olarak tanımlar: tıbbi turizm, spa turizmi, termal turizm, holistik turizm ve wellness turizmi. Bu kesişimlerin en verimli olanı, tedavi ile koruma arasındaki gri bölgedir. Mueller ve Kaufmann (2001) çok daha erken bir tarihte wellness turizmini “sağlık turizminin özel bir segmenti” olarak tanımlarken, ayırt edici ölçütün hastalık değil, bireyin kendi sağlığını geliştirme motivasyonu olduğunu vurgulamıştır. Connell (2013), tıbbi turizmi sağlık hizmetinin metalaşması bağlamında ele alırken bu ayrımı daha da keskinleştirir: tıbbi turizm büyük ölçüde ödeme gücü, bekleme süreleri ve erişim eşitsizlikleri tarafından biçimlenen bir olgudur. Wellness turizmi ise farklı bir mantıkla işler; burada seyahat esasında bir yoksunluğu gidermekten çok bir kapasiteyi artırmayı hedefler.

İfade edilen mantıksal bakış açıları arasındaki mesafe, bugün sektörün önündeki en önemli stratejik sorunun kaynağını oluşturmaktadır: Bir destinasyon, birbirinden bu kadar farklı iki talebi aynı altyapıyla karşılayabilir mi?

Esenlik: Yeni Değil, Yeniden Keşfedilen Bir Kavram

Esenlik kavramının kökeni, güncel pazarlama diline değil, halk sağlığı literatürüne dayanır. Dünya Sağlık Örgütü 1948 tarihli Anayasası’nda sağlığı yalnızca hastalık veya sakatlığın olmaması olarak değil, fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik hâli olarak tanımlamıştı. Bu tanım, yayımlandığı dönemde radikal bulunmuş, ölçülemez olduğu gerekçesiyle eleştirilmişti.

On bir yıl sonra Halbert Dunn (1959), “yüksek düzeyli iyilik hâli” (high-level wellness) kavramını ortaya attı ve sağlığı bir eşik değil, bir süreklilik olarak tanımladı. Dunn’a göre birey hastalık ile ölüm arasında değil, asgari sağlık ile optimum işlevsellik arasında bir hat üzerinde hareket eder. Bugün wellness endüstrisinin dayandığı kavramsal zemin büyük ölçüde bu tanımdır.

Turizm literatürü bu kavramı ancak son yirmi yılda ciddiye almaya başladı. Smith ve Diekmann (2017), Annals of Tourism Research’te yayımlanan çalışmalarında turizm ile iyi olma hâli arasındaki ilişkinin hem kavramsal hem yöntemsel olarak yeterince incelenmediğini ortaya koydu. Dillette, Douglas ve Andrzejewski (2021) ise uluslararası wellness turizmi deneyimlerini inceleyerek bu deneyimlerin fiziksel, zihinsel, duygusal ve çevresel olmak üzere çok boyutlu bir yapı taşıdığını gösterdi.

Kemppainen vd. (2021) tarafından sunulan ve 2010-2018 dönemini kapsayan kapsam belirleme çalışması ise alanın en dikkat çekici bulgusunu sunuyor: sağlık ve iyilik amaçlı seyahat literatürü iki ayrı akademik alana bölünmüş durumda (sosyal bilimler ve turizm) ve bu iki alan birbiriyle sınırlı biçimde konuşuyor. Aynı çalışma, seyahat motivasyonlarının koruyucu uygulamalardan iyileşme ve rehabilitasyona uzanan geniş bir yelpazeye yayıldığını, dolayısıyla “sağlık seyahati” kavramının giderek genişlediğini ortaya koyuyor.

Neden Şimdi?

Hastalık yükünün niteliği değişti: Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre bulaşıcı olmayan hastalıklar 2021 yılında en az 43 milyon kişinin ölümüne yol açtı; bu, pandemiyle ilişkili olmayan küresel ölümlerin yaklaşık dörtte üçüne karşılık geliyor. Aynı yıl 18 milyon kişi bu hastalıklar nedeniyle 70 yaşından önce hayatını kaybetti. Tütün kullanımı, fiziksel hareketsizlik, zararlı alkol kullanımı, sağlıksız beslenme ve hava kirliliği başlıca risk faktörleri arasında sayılıyor. Bu tablo, hastalıkların büyük bölümünün akut olaylar değil, yıllara yayılan yaşam tarzı süreçlerinin sonucu olduğu anlamına geliyor. Böyle bir yükün yalnızca hastane temelli tedaviyle yönetilemeyeceği hem klinik hem ekonomik literatürde uzun süredir dile getiriliyor.

Demografi baskı yaratıyor: Beard vd. (2016) The Lancet’te yayımlanan çalışmalarında, Dünya Sağlık Örgütü’nün yaşlanma raporunun kavramsal çerçevesini sunmakta ve sağlıklı yaş almayı “işlevsel kapasite” üzerinden: bireyin içsel kapasitesi ile çevresel özelliklerin etkileşimi olarak yeniden tanımlamaktadır. Bu tanım, yaşlılığı bir kayıp süreci olarak değil, korunabilir ve geliştirilebilir bir kapasite olarak ele almasıyla önemlidir. Ancak kavramın kökeni daha eskidir. Rowe ve Kahn (1997), “başarılı yaşlanma” modelini üç bileşen üzerinden kurmuştur: hastalık ve engellilik olasılığının düşüklüğü, yüksek bilişsel ve fiziksel işlevsellik ve yaşama etkin katılım. Model sonradan eleştirilse de yaşlanmanın kaçınılmaz bir gerileme olmadığı fikrini yerleştirmiştir.

Beklentiler dönüştü: Günümüzde talep tarafındaki değişim, arz tarafındaki değişimden hızlı ilerlemektedir. Dillette ve arkadaşlarının (2021) bulguları, wellness turistlerinin deneyimi tek boyutlu bir “rahatlama” olarak değil, dönüştürücü bir süreç olarak tanımladığını gösteriyor. Voigt ve Pforr’un (2014) derlediği çalışmalar da benzer biçimde, wellness turizminin destinasyon düzeyinde salt bir tesis meselesi olmadığını; doğal kaynak, kültürel bağlam ve hizmet tasarımının birlikte işlediği bir sistem gerektirdiğini ortaya koyuyor.

Söylem ile bütçe arasındaki boşluk: Koruyucu sağlığın öneminin her platformda dile getirilmesi, sağlık sistemlerinin gerçekten korumaya yöneldiği anlamına gelmiyor. OECD’nin Health at a Glance 2025 raporuna göre, OECD ülkelerinde koruyucu sağlık harcamaları toplam sağlık harcamasının yalnızca yüzde 3’ünü oluşturuyor. Bu oran pandemi döneminde yüzde 6’ya yükselmiş, 2023’te yeniden tarihsel seviyesine gerilemiş durumda. Birinci basamak sağlık hizmetlerinin payı ise yüzde 14. Bu boşluk, sağlık turizmi açısından yorumlanması gereken asıl veridir. Kamu sistemlerinin önceliklendirmediği koruyucu ve geliştirici hizmetler, bireyler tarafından doğrudan satın alınıyor. Küresel esenlik ekonomisinin ölçeği, esasen bu talebin nereye aktığını gösteriyor.

Rakamlar Ne Söylüyor Ne Söylemiyor?

Global Wellness Institute’ün 2025 tarihli raporuna göre küresel esenlik ekonomisi 2024 yılında 6,8 trilyon dolara ulaştı; sektör bir önceki yıla göre yüzde 7,9 büyüdü ve 2013’ten bu yana iki katına çıktı. Bu büyüklük, küresel gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 6,12’sine ve tüm küresel sağlık harcamalarının yaklaşık yüzde 60’ına karşılık geliyor. Kuruluşun tahminine göre pazar 2029’da 9,8 trilyon dolara ulaşacak. Bu ekonominin içinde wellness turizmi harcamaları 2024’te 894 milyar dolar düzeyinde. Burada karşılaştırma için ifade etmek gerekirse, Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi verilerine göre seyahat ve turizm sektörünün 2025’te küresel gayrisafi yurt içi hasılaya katkısı 11,6 trilyon dolar, yani küresel ekonominin yüzde 9,8’i konumundadır.

İlgili rakamları okurken literatürün uyarısını hatırlamak gerekmektedir. Connell (2013), sağlık turizmi verilerinin ciddi bir yöntem sorunu taşıdığını belirtir: ortak bir tanım yokluğunda, akışlara ve gelirlere ilişkin sayıların büyük bölümü tahmine dayalıdır ve genellikle yukarı yönlü yuvarlanmıştır. Diaspora hastaları, ülke içinde yaşayan yabancılar, kısa süreli ziyaretçiler, spa müşterileri ve refakatçiler farklı çalışmalarda farklı biçimde sayılır. Bu uyarı, esenlik hizmetleri için daha da geçerli. Bir bireyin tatili sırasında spa kullanması ile bu bireyin doğrudan esenlik programı için seyahat etmesi arasındaki fark — literatürde birincil ve ikincil wellness turisti ayrımı olarak geçer — pazar büyüklüğü tahminlerini kökten değiştirir. Bu ayrımı yapmayan her rakam dikkatle okunmalıdır.

Türkiye Nerede Duruyor?

Uluslararası Sağlık Hizmetleri A.Ş. verilerine göre 2025 yılında Türkiye’yi sağlık hizmeti almak amacıyla ziyaret eden kişi sayısı 1 milyon 398 bin 580, bu kapsamda elde edilen gelir ise 3 milyar 22 milyon dolar oldu. TÜİK verilerine göre Türkiye’nin 2025 toplam turizm geliri 65,2 milyar dolar. Yani sağlık turizmi, toplam turizm gelirinin yaklaşık yüzde 4,6’sına karşılık geliyor. Sektör verileri, 2023’te 1 milyon 538 bin olan sağlık turisti sayısının 2025’te 1 milyon 399 bine gerilediğini, buna karşılık gelirin yaklaşık 3 milyar dolar bandında yatay seyrettiğini gösteriyor. Bu, kişi başına harcamanın arttığı ancak hacim büyümesinin yavaşladığı bir olgunlaşma dönemine işaret ediyor olabilir. Eğer durum buysa, tedavi odaklı segmentin yanına ikinci bir segment eklemenin stratejik değeri artıyor demektir.

Türkiye’nin doğal kaynak avantajı bu noktada devreye giriyor. Ülke jeotermal kaynak zenginliği bakımından Avrupa ve dünyada üst sıralarda gösteriliyor ve binden fazla termal kaynağa sahip (Lund ve Toth, 2021; Mertoglu vd., 2020). Voigt ve Pforr’un (2014) vurguladığı gibi, doğal kaynak tek başına rekabet avantajı yaratmaz; kaynağın hizmet tasarımı, standart ve anlatı ile birleşmesi gerekir. Türkiye’nin termal varlığı uzun süredir mevcut; asıl soru bu varlığın nasıl kurumsallaştırılacağı hususuydu.

İlgili durumuna bir cevap olarak; 4 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Esenlik Hizmetleri Yönetmeliği, tek başına bir dönüm noktası olmaktan çok, yukarıda anlatılan kaymanın kurumsal karşılığını bulması olarak okunabilmektedir. Düzenleme, bireylerin bedensel, ruhsal ve sosyal iyilik hâlinin geliştirilmesine ve sağlıklı yaş almasına yönelik, tedavi amacı taşımayan hizmetleri tanımlı bir kategori hâline getiriyor ve bu hizmetlerin ruhsatlandırılmasını, personel standartlarını ve denetimini düzenliyor. Kavramsal açıdan dikkat çekici olan, düzenlemenin dilinin Dünya Sağlık Örgütü’nün 1948 tanımıyla neredeyse birebir örtüşmesi. Yaklaşık seksen yıldır kavramsal bir ideal olarak dolaşan bir tanım, ilk kez idari bir hizmet kategorisine dönüşmüş oluyor. Balneoterapi, hidroterapi, peloidoterapi ve talassoterapi gibi kalemlerin tanımlı hizmetler arasında sayılması ise Türkiye’nin doğal kaynak avantajını standartlı bir çerçeveye taşıyor.

Sağlık turizmi açısından belirleyici hüküm ise şöyle şekilleniyor: yönetmelik, esenlik merkezlerinde sağlık turizmi kapsamında sunulacak hizmetlere ilişkin usul ve esasların Bakanlıkça ayrıca belirleneceğini düzenliyor. Yani düzenleme uluslararası boyutu otomatik olarak açmıyor, ikincil bir metne bırakıyor. Sektörün asıl bekleyeceği çerçeve henüz yayımlanmış değil.

Düzenlemenin getirdiği bazı sınırlar da iş modellerini doğrudan etkileyecek nitelikte. Esenlik hizmetinin merkez ve ünite dışında sunulamaması, merkez içinde ürün satışının yasaklanması ve nekahet dönemindeki hastaların bu hizmetlerden yararlanamaması bunların başında geliyor. Bu kısıtlar, esenlik merkezlerinin bir “hafif klinik” ya da perakende noktasına dönüşmesini engellemeye dönük görünüyor.

Dijitalleşme: Vaat ve Kanıt

Giyilebilir teknolojiler, uyku analizi, kişiselleştirilmiş beslenme planlaması ve yapay zekâ destekli yaşam tarzı danışmanlığı, esenlik hizmetlerinin doğal uzantısı olarak sunuluyor. Bu araçların cazibesi açık: tek seferlik bir deneyimi, sürekli bir sağlık yönetimi ilişkisine dönüştürme vaadi taşıyorlar. Akademik kanıt tabanı ise vaadin gerisinde. Gu ve arkadaşlarının (2021) çalışması, teletıp ve telesağlık uygulamalarının bilgi ve iletişim kalitesinin hasta memnuniyetini, memnuniyetin de sağlık amaçlı seyahat niyetini anlamlı biçimde etkilediğini gösteriyor. Yani dijital araçların asıl işlevi, seyahati ikame etmekten çok seyahat öncesi güveni inşa etmek olabilir. Bu, sağlık turizmi pazarlaması açısından önemli bir nüans. Türkiye özelinde ise mevzuattan doğan bir sınır var: esenlik hizmetinin merkez dışında sunulamayacağı hükmü, “misafir ülkesine döndükten sonra dijital olarak takip edilir” senaryosunun, bu takip esenlik hizmeti olarak nitelendirildiği ölçüde doğrudan uygulanabilir olmadığı anlamına geliyor. Uzaktan takip modellerinin, uzaktan sağlık hizmeti gibi ayrı bir mevzuat başlığı altında kurgulanması gerekebilecektir.

Literatür Odağında Durum: Ne Bilmiyoruz?

Alanın en zayıf halkası, kanıt üretimi durumunda. Literatürde tekrarlanan boşlukları genel olarak şöyle özetleyebiliriz:

  • Wellness turizmi deneyimlerinin sağlık üzerindeki etkileri, büyük ölçüde katılımcı beyanına ve çevrimiçi içerik analizine dayanıyor; uzun dönemli takip içeren tasarımlar sınırlı (Dillette vd., 2021).
  • Sosyal bilimler ve turizm literatürleri birbirinden kopuk ilerliyor; klinik sonuç ölçütleriyle turizm memnuniyet ölçütleri nadiren aynı çalışmada buluşuyor (Kemppainen vd., 2021).
  • Turizm ile iyi olma hâli arasındaki ilişkinin kavramsallaştırılması hâlâ tartışmalı; öznel iyi olma, yaşam kalitesi ve sağlık kavramları çoğu çalışmada birbirinin yerine kullanılıyor (Smith ve Diekmann, 2017).
  • Pazar büyüklüğü tahminleri ortak tanım eksikliğinden zarar görüyor; birincil ve ikincil wellness turisti ayrımı tutarlı biçimde uygulanmıyor (Connell, 2013).
  • Türkiye özelinde, termal kaynak zenginliğine ilişkin sıralamalar kaynaktan kaynağa aktarılırken birincil veriye dayandırılmıyor.

İlgili boşluklar, alanın gelişmediğini değil, hızla büyürken kanıt üretiminin geride kaldığını gösteriyor. Sağlık turizminde uzun vadeli rekabet, büyük olasılıkla bu açığı kapatan destinasyonlar lehine sonuçlanacak.

Sonuç

Sağlık turizminin tanımı genişliyor. Bu genişleme yeni bir moda değil; Dünya Sağlık Örgütü’nün 1948 tanımına, Dunn’ın 1959 tarihli iyilik hâli sürekliliği fikrine ve son otuz yılın yaşlanma literatürüne dayanan uzun bir kavramsal hattın bugüne ulaşmasıdır. Türkiye bu genişlemeye uyum sağlayabilecek ülkelerden biri: güçlü sağlık altyapısı, deneyimli sağlık profesyonelleri, olağanüstü termal kaynakları ve bir buçuk milyon kişiye yaklaşan uluslararası hasta deneyimi var. Ancak literatürün gösterdiği şu ki, doğal kaynak ve kapasite tek başına yeterli değil. Belirleyici olan; hizmet tasarımı, standardizasyon, akreditasyon ve en önemlisi kanıt üretimi.

Geleceğin sağlık turizmi, tedaviyle başlayan değil, esenlikle devam eden bir yolculuk olabilir. Ancak bu yolculuğun meşruiyetini pazarlama değil, bilimsel kanıtlar kuracaktır.

Kaynakça

Beard, J. R., Officer, A., De Carvalho, I. A., Sadana, R., Pot, A. M., Michel, J. P., … & Chatterji, S. (2016). The World report on ageing and health: a policy framework for healthy ageing. The lancet, 387(10033), 2145-2154.

Connell, J. (2013). Contemporary medical tourism: Conceptualisation, culture and commodification. Tourism management, 34, 1-13.

Dillette, A. K., Douglas, A. C., & Andrzejewski, C. (2021). Dimensions of holistic wellness as a result of international wellness tourism experiences. Current Issues in Tourism, 24(6), 794-810.

Dunn, H. L. (1959). High-level wellness for man and society. American journal of public health and the nations health, 49(6), 786-792.

Esenlik Hizmetleri Yönetmeliği. (2026, 4 Temmuz). Resmî Gazete (Sayı: 33300). Sağlık Bakanlığı. Çevrimiçi (OHSAD.org üzerinden): https://www.ohsad.org/wp-content/uploads/2026/07/Esenlik_Hizmetleri_Yonetmeligi_04.07.2026.pdf (Erişim 3 Ağustos 2026).

Global Wellness Institute. (2025). Global Wellness Economy Monitor 2025. Global Wellness Institute. Çevrimiçi: https://globalwellnessinstitute.org/wp-content/uploads/2025/11/2025-GWI-WE-Monitor_DIGITAL-FINAL.pdf (Erişim 6 Ağustos 2026).

Global Wellness Institute. (2026). The Global Wellness Economy: Country Rankings. Global Wellness Institute. Çevrimiçi: https://globalwellnessinstitute.org/wp-content/uploads/2026/02/2026_GWI-Country-Rankings_020326-DIGITAL.pdf (Erişim 6 Ağustos 2026).

Gu, D., Humbatova, G., Xie, Y., Yang, X., Zolotarev, O., & Zhang, G. (2021). Different roles of telehealth and telemedicine on medical tourism: An empirical study from Azerbaijan. In Healthcare (Vol. 9, No. 8, p. 1073). MDPI.

Kemppainen, L., Koskinen, V., Bergroth, H., Marttila, E., & Kemppainen, T. (2021). Health and wellness–related travel: A scoping study of the literature in 2010-2018. Sage Open, 11(2), 21582440211013792.

Lund, J. W., & Toth, A. N. (2021). Direct utilization of geothermal energy 2020 worldwide review. Geothermics90, 101915.

Mertoglu, O., Simsek, S., & Basarir, N. (2020). Geothermal energy use: projections and country update for Turkey. In Proceedings World Geothermal Congress (Vol. 1).

Mueller, H., & Kaufmann, E. L. (2001). Wellness tourism: Market analysis of a special health tourism segment and implications for the hotel industry. Journal of vacation marketing, 7(1), 5-17.

OECD. (2025). Health at a Glance 2025: OECD Indicators. OECD Publishing. Çevrimiçi: https://www.oecd.org/en/publications/health-at-a-glance-2025_8f9e3f98-en.html (Erişim 3 Ağustos 2026).

Rowe, J. W., & Kahn, R. L. (1997). Successful aging. The gerontologist, 37(4), 433-440.

Smith, M. K., & Diekmann, A. (2017). Tourism and wellbeing. Annals of tourism research, 66, 1-13.

Smith, M. K., & Puczkó, L. (Eds.). (2016). The Routledge handbook of health tourism. Taylor & Francis.

Smith, M., & Puczkó, L. (2008). Health and wellness tourism. Routledge.

Smith, M., & Puczkó, L. (2014). Health, tourism and hospitality: Spas, wellness and medical travel. Routledge.

Türkiye İstatistik Kurumu. (2026). Turizm İstatistikleri, IV. Çeyrek ve Yıllık, 2025. TÜİK. Çevrimiçi: https://veriportali.tuik.gov.tr/tr/press/54158 (Erişim 2 Ağustos 2026).

Uluslararası Sağlık Hizmetleri A.Ş. (2026). Sağlık turizmi istatistikleri, 2025. USHAŞ. Çevrimiçi: https://www.ushas.gov.tr/en/saglik-turizmi-verileri/ (Erişim 1 Ağustos 2026).

Uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı Hakkında Yönetmelik. (2025, 26 Nisan). Resmî Gazete (Sayı: 32882). Sağlık Bakanlığı. Çevrimiçi (OHSAD.org üzerinden): https://ohsad.org/wp-content/uploads/2025/04/resmigazete.gov_.tr_eskiler_2025_04_20250426-2.htm.pdf (Erişim 3 Ağustos 2026).

United Nations General Assembly. (2020). United Nations Decade of Healthy Ageing (2021–2030). 14 Aralık 2020 tarihli karar. United Nations. Çevrimiçi: https://digitallibrary.un.org/record/3895802 (Erişim 2 Ağustos 2026).

Voigt, C., & Pforr, C. (Eds.). (2014). Wellness tourism: A destination perspective. Routledge.

World Health Organization. (1948). Constitution of the World Health Organization. World Health Organization. Çevimiçi: https://apps.who.int/gb/bd/PDF/bd47/EN/constitution-en.pdf (Erişim 1 Ağustos 2026).

World Health Organization. (2025). Ageing and health [Fact sheet]. Çevrimiçi: https://www.who.int/news-room/fact-sheets/detail/ageing-and-health (Erişim 2 Ağustos 2026).

World Health Organization. (2025). Noncommunicable diseases [Fact sheet]. Çevrimiçi: https://www.who.int/news-room/fact-sheets/detail/noncommunicable-diseases (Erişim 2 Ağustos 2026).

World Travel & Tourism Council. (2026). Travel & Tourism Economic Impact Research (EIR): Global Trends Report. WTTC. Çevrimiçi: https://wttc.org/news/travel-tourism-sees-best-year-ever,-outpacing-the-global-economy-in-2025 (Erişim 5 Ağustos 2026).

Dijital Göçebeler ve Görünmeyen Sağlık Sorunları:

Yeni Nesil Gezginlerin Sağlık Profili


Giriş

Dijital dönüşüm ve uzaktan çalışma modellerinin yaygınlaşması, çalışma yaşamında önemli değişimlere yol açmıştır. Bu değişimlerden biri de son yıllarda hızla büyüyen “dijital göçebelik” kavramıdır. Dijital göçebeler; internet bağlantısının olduğu herhangi bir yerden çalışabilen, işlerini fiziksel bir ofise bağlı kalmadan sürdüren ve yaşamlarını seyahat ederek devam ettiren bireylerdir.

Hannonen (2020), dijital göçebeleri “seyahat ederken çalışan ve çalışırken seyahat eden bireyler” olarak tanımlamaktadır. Dijital göçebelik, konuma bağlı olmayan, teknoloji aracılığıyla gerçekleştirilen bir hareketlilik biçimi olarak kavramlaştırılmaktadır. MBO Partners’ın “State of Independence” araştırmasına göre, 2024 yılında yalnızca ABD’de 18,1 milyon çalışan kendisini dijital göçebe olarak tanımlamış; bu rakam 2019’a göre yüzde 147’lik bir artışa işaret etmiştir (MBO Partners, 2024). 2025 raporunda ise bu sayı 18,5 milyona ulaşarak büyümenin sürdüğünü göstermiştir (MBO Partners, 2025).

Sosyal medyada çoğu zaman özgürlük, esneklik ve yüksek yaşam kalitesi ile ilişkilendirilen dijital göçebelik, görünmeyen bazı sağlık sorunlarını da beraberinde getirmektedir. Turist sağlığı alanında yapılan çalışmalar genellikle kısa süreli ziyaretçilere odaklanırken, aylar boyunca farklı ülkelerde yaşayan ve çalışan dijital göçebelerin sağlık ihtiyaçları henüz yeterince ele alınmamaktadır.

Dijital Göçebelerin Değişen Sağlık Profili

Geleneksel turistler belirli bir süre tatil yapmak amacıyla seyahat ederken, dijital göçebeler gittikleri ülkelerde yaşamlarını sürdürmeye devam etmektedir. Bu durum sağlık ihtiyaçlarının da değişmesine neden olmaktadır.

Bir dijital göçebe günün büyük bölümünü bilgisayar başında geçirirken aynı zamanda yeni bir kültüre uyum sağlamaya, farklı yaşam koşullarına adapte olmaya ve iş performansını korumaya çalışmaktadır. Literatür, bu grubun yalnızca turist veya çalışan olarak değil, her iki rolü aynı anda üstlenen hibrit bir profil oluşturduğunu göstermektedir (Hall vd., 2019).

Kas ve İskelet Sistemi Problemleri

Dijital göçebelerin karşılaştığı en yaygın sağlık sorunlarından biri uzun süreli ekran kullanımına bağlı gelişen kas ve iskelet sistemi rahatsızlıklarıdır. Kafeler, ortak çalışma alanları, oteller veya geçici konaklama alanları çoğu zaman ergonomik çalışma koşullarını sağlamamaktadır. Bunun sonucunda şu şikâyetler yaygın olarak görülebilmektedir:

  • Boyun ağrıları ve omuz gerginlikleri
  • Bel ve sırt problemleri
  • El ve bilek rahatsızlıkları
  • Duruş bozuklukları ve postural dengesizlikler

Dzakpasu vd. (2021), International Journal of Behavioral Nutrition and Physical Activity dergisinde yayımladığı meta-analizli sistematik derleme çalışmasında, uzun süreli oturma davranışı ile kas-iskelet sistemi ağrıları arasında anlamlı ilişkiler bulunduğunu ortaya koymuştur. Sekiz farklı veri tabanında yürütülen bu derleme, mesleki oturma davranışının kas-iskelet sistemi ağrılarıyla ilişkili olduğunu; işyeri oturma süresinin azaltılmasının ise bu ağrıları azalttığını göstermiştir. Dijital göçebelerin büyük bölümünün mobil çalışma düzeniyle ergonomisiz ortamlarda uzun saatler geçirmesi, bu riskleri daha görünür kılmaktadır.

Uyku Bozuklukları ve Biyolojik Saatin Bozulması

Dijital göçebeler sıklıkla farklı ülkeler ve zaman dilimleri arasında hareket etmektedir. Bu durum sirkadiyen ritmin — yani biyolojik saatin — bozulmasına neden olabilmektedir.

Centers for Disease Control and Prevention – CDC Yellow Book, en az iki saat dilimini aşan (trans-meridyen) seyahatlerde ortaya çıkan jet lag bozukluğunun uyku bozuklukları, bilişsel bozulma, gündüz uyuklama, genel halsizlik ve gastrointestinal rahatsızlıklar biçiminde kendini gösterebileceğini belirtmektedir. Sık seyahat eden bireyler için bu etkilerin, kronik uyku yetersizliği ve sirkadiyen ritim bozukluğu nedeniyle birikimli olumsuz sağlık etkilerine dönüşebileceği vurgulanmaktadır (CDC, 2024).

Özellikle farklı ülkelerde bulunan müşterilerle veya ekiplerle çalışan bireyler, gece geç saatlerde toplantılara katılmak zorunda kalabilmektedir. Bunun sonucunda şu sorunlar ortaya çıkabilmektedir:

  • Uyku kalitesinde düşüş ve kronik yorgunluk
  • Konsantrasyon güçlüğü ve verimlilik kaybı
  • Bağışıklık sistemi zayıflaması
  • Uzun vadede metabolik sorunlar

Yalnızlık ve Psikolojik Yük

Dijital göçebelik çoğu zaman özgürlük ve bağımsızlık ile ilişkilendirilse de bu yaşam tarzının önemli psikolojik maliyetleri bulunmaktadır.

Miguel vd. (2025) tarafından Media, Culture & Society dergisinde yayımlanan ve 30 derinlemesine mülakatı kapsayan çalışmada, dijital göçebe yaşam tarzı yalnızlığa açılabilen bir süreklilik (continuum) olarak kavramsallaştırılmaktadır. Araştırma; sürekli değişen sosyal çevrelerin fiziksel bağ kurma fırsatlarını kısıtladığını, bununla birlikte sosyal medyanın bir başa çıkma mekanizması olarak devreye girdiğini ortaya koymaktadır.

Uzun süreli sosyal izolasyon şu sonuçlara yol açabilmektedir:

  • Kaygı düzeylerinde artış
  • Depresif belirtiler ve duygusal düzensizlik
  • Tükenmişlik hissi (burnout)
  • Yaşam memnuniyetinde azalma

Dijital Tükenmişlik: Özgürlüğün Görünmeyen Bedeli

Cook (2020), Information Technology & Tourism dergisinde yayımlanan ve uzun süreli etnografik alan çalışmasına dayanan araştırmasında, dijital göçebelerin özgürlük algısına karşın iş ve boş zaman arasındaki sınırları korumakta zorlandıklarını ortaya koymaktadır. Bireyler sürekli üretken kalma baskısı hissederek zamanla zihinsel yorgunluğa sürüklenmektedir. Paradoksal olarak özgür çalışmak amacıyla başlayan süreç, bazı bireylerde sürekli çalışma döngüsüne dönüşmektedir.

İş ve özel yaşam arasındaki sınırların belirsizleşmesi; baş ağrısı, uyku sorunları ve göz yorgunluğu gibi fiziksel belirtilerle birleşince tükenmişlik riskini belirgin biçimde artırmaktadır.

Sağlık Hizmetlerine Erişim Sorunları

Dijital göçebeler bulundukları ülkelerde sağlık hizmetlerine erişim konusunda çeşitli zorluklar yaşayabilmektedir. Kısa süreli ziyaretler için tasarlanmış geleneksel seyahat sigortaları genellikle yalnızca acil durumları ve sınırlı bir süreyi kapsadığından, aylarca farklı ülkelerde çalışan bireylerin süreklilik arz eden, koruyucu ve kronik bakım ihtiyaçlarını karşılayacak kapsamlı bir güvenceye ulaşması güçleşmektedir.

Başlıca erişim engelleri şunlardır:

  • Dil farklılıkları ve sağlık sistemine ilişkin bilgi eksikliği
  • Yerel sigorta kapsamları ve uluslararası poliçelerin karmaşıklığı
  • Acil durumlarda doğru yönlendirmeye ulaşamama
  • Kronik hastalık yönetiminin sürdürülmesindeki güçlükler

CDC Yellow Book (2024), uzun süreli seyahat eden bireyler için sağlık hizmetlerine erişim planlamasının, sigorta kapsamının ve kronik hastalık yönetiminin kritik öneme sahip olduğunu vurgulamaktadır.

Sağlık Turizmi Açısından Yeni Bir Hedef Kitle ve Türkiye’nin Potansiyeli

Dijital göçebelerin sayısındaki artış, sağlık turizmi sektörü açısından yeni fırsatlar ortaya çıkarmaktadır. Ticaret Bakanlığı ve USHAŞ verilerine göre Türkiye, 2023 yılında 1,4 milyon sağlık turisti ağırlayarak 2,3 milyar dolar gelir elde etmiş ve küresel sağlık turizmi sıralamasında 7. konuma yerleşmiştir (Daily Sabah, 2024). Bu büyüme 2024’te de sürmüş; ülke 1,5 milyonu aşan ziyaretçi ve 3 milyar doları aşkın gelire ulaşmıştır (Hürriyet Daily News, 2025).

Bu grubun ihtiyaçlarına yönelik olarak geliştirilebilecek hizmetler şunlardır:

  • Çevrim içi doktor danışmanlığı ve telemedikal hizmetler
  • Psikolojik danışmanlık ve ruh sağlığı destekleri
  • Check-up paketleri ve koruyucu sağlık uygulamaları
  • Ergonomi ve çalışma ortamı optimizasyonu danışmanlığı
  • Wellness ve rehabilitasyon programları
  • Uzun konaklamalı dijital göçebeler için entegre sağlık paketleri

Türkiye; güçlü sağlık altyapısı, uygun maliyetli hizmetleri, 40’ı aşkın uluslararası akreditasyonlu sağlık kurumu ve coğrafi konumu sayesinde dijital göçebeler için önemli bir sağlık destinasyonu olma potansiyeline sahiptir. Özellikle uzun süreli konaklayan yabancılara yönelik bütünleşik sağlık hizmetleri, önümüzdeki yıllarda sağlık turizminin yeni gelişim alanlarından biri olabilir.

Sonuç

Dijital göçebelik, çalışma yaşamının ve turizm hareketlerinin dönüşümünü temsil eden önemli bir olgudur. Ancak bu yaşam biçimi yalnızca özgürlük ve hareketlilik sunmamakta, aynı zamanda yeni sağlık risklerini de beraberinde getirmektedir.

Literatür; kas-iskelet sistemi problemleri, sirkadiyen ritim bozuklukları, yalnızlık ve psikolojik yük, dijital tükenmişlik ve sağlık hizmetlerine erişim güçlüklerinin dijital göçebeler açısından dikkate alınması gereken başlıca sağlık sorunları olduğunu göstermektedir. Bu nedenle turist sağlığı çalışmalarının yalnızca geleneksel turist profillerine değil, uzun süreli hareketli yaşam süren yeni nesil gezginlere de odaklanması gerekmektedir.

Bugünün dijital göçebesi sırt çantasında yalnızca bilgisayarını değil, görünmeyen sağlık risklerini de taşımaktadır.

Kaynakça

Centers for Disease Control and Prevention (CDC). (2024). Jet lag. In CDC Yellow Book 2024: Health information for international travel. U.S. Department of Health and Human Services. Çevrimiçi: https://www.cdc.gov/yellow-book/hcp/travel-air-sea/jet-lag-disorder.html (Erişim 15 Temmuz 2026).

Cook, D. (2020). The freedom trap: digital nomads and the use of disciplining practices to manage work/leisure boundaries. Information Technology & Tourism22(3), 355-390.

Daily Sabah. (2024). Türkiye generated $2.3B in health tourism revenues in 2023. Daily Sabah News. Çevrimiçi: https://www.dailysabah.com/business/economy/turkiye-generated-23b-in-health-tourism-revenues-in-2023  (Erişim 18 Temmuz 2026).

Dzakpasu, F. Q., Carver, A., Brakenridge, C. J., Cicuttini, F., Urquhart, D. M., Owen, N., & Dunstan, D. W. (2021). Musculoskeletal pain and sedentary behaviour in occupational and non-occupational settings: a systematic review with meta-analysis. International Journal of Behavioral Nutrition and Physical Activity18(1), 159.

Hall, G., Sigala, M., Rentschler, R., & Boyle, S. (2018). Motivations, mobility and work practices; the conceptual realities of digital nomads. In Information and Communication Technologies in Tourism 2019: Proceedings of the International Conference in Nicosia, Cyprus, January 30–February 1, 2019 (pp. 437-449). Cham: Springer International Publishing.

Hannonen, O. (2020). In search of a digital nomad: defining the phenomenon. Information Technology & Tourism22(3), 335-353.

Hurriyet Daily. (2025). Health care sector increases share in tourism revenues. Hurriyet Daily News. Çevrimiçi: https://www.hurriyetdailynews.com/health-care-sector-increases-share-in-tourism-revenues-210255 (Erişim 15 Temmuz 2026).

MBO Partners. (2024). 2024 digital nomads trends report: Nomads are here to stay. Çevrimiçi: https://www.mbopartners.com/state-of-independence/digital-nomads-2024/ (Erişim 17 Temmuz 2026).

MBO Partners. (2025). 2025 digital nomads trends report: A niche workforce becomes mainstream. Çevrimiçi: https://www.mbopartners.com/state-of-independence/digital-nomads/  (Erişim 18 Temmuz 2026).

Miguel, C., Lutz, C., Perez-Vega, R., & Majetić, F. (2025). “Alone on the road”: Loneliness among digital nomads and the use of social media to foster personal relationships. Media, Culture & Society47(3), 546-566.

ChatGPT’den Klinik Kapısına: Yapay Zekâ Sağlık Turistinin Kararlarını Nasıl Değiştiriyor?

Gamze KÖSE

Sağlık Turizmi Bilim Uzmanı (gamze.g.kose@gmail.com)

Bugünün sağlık turisti valizini hazırlamadan önce bavulunu değil, yapay zekâyı açıyor. Birkaç yıl öncesine kadar yurt dışında tedavi olmayı düşünen bir kişi, bilgi almak için büyük ölçüde doktor tavsiyelerine, hasta deneyimlerine veya sağlık kuruluşlarının internet sitelerine başvuruyordu. Günümüzde ise bu süreç önemli ölçüde değişmiş durumda. Artık birçok kişi tedavi seçeneklerini araştırmak, farklı ülkelerdeki sağlık kuruluşlarını karşılaştırmak ve merak ettiği sorulara hızlı yanıt bulmak için yapay zekâ destekli sistemlerden yararlanıyor.

Sağlık turizmi de bu dijital dönüşümden payını alıyor. Tedavi amacıyla gerçekleştirilen uluslararası seyahatler, yalnızca sağlık hizmeti satın alma süreci olmaktan çıkarak teknolojinin yön verdiği daha karmaşık bir deneyime dönüşüyor. Özellikle yapay zekâ teknolojilerindeki hızlı gelişmeler, sağlık turistlerinin bilgiye ulaşma, alternatifleri değerlendirme ve karar verme süreçlerini yeniden şekillendiriyor.

Bu değişim yalnızca teknolojik bir yenilik olarak değerlendirilmemelidir. Aynı zamanda bireylerin sağlıkla ilgili bilgiye ulaşma biçimlerini, uzman görüşüne yaklaşımını ve karar alma alışkanlıklarını da dönüştürmektedir. Bir başka ifadeyle yapay zekâ, sağlık turizminin dijitalleşmesine katkı sağlarken, sağlıkla ilgili karar alma kültüründe de önemli bir değişimin öncüsü olmaktadır.


Yapay Zekâ Sağlık Turistinin Yolculuğunu Nasıl Değiştiriyor?

Günümüzde ChatGPT ve benzeri üretken yapay zekâ sistemleri, sağlık turistlerinin tedavi öncesi araştırma süreçlerinde aktif olarak kullanılmaktadır. Hastalar birkaç dakika içerisinde belirli bir tedavi hakkında temel bilgilere ulaşabilmekte, farklı ülkelerdeki uygulamaları karşılaştırabilmekte ve sağlık kuruluşlarına yöneltecekleri soruları önceden hazırlayabilmektedir.

Örneğin dental implant tedavisi düşünen bir hasta, Türkiye, Macaristan veya Polonya’daki maliyetleri karşılaştırabilir, tedavi sürecini öğrenebilir ve olası riskler hakkında genel bilgi edinebilir. Böylece sağlık kuruluşlarıyla iletişime geçtiğinde daha bilinçli ve hazırlıklı bir hasta profili ortaya çıkmaktadır.

Literatürde yapay zekânın hasta yolculuğunun farklı aşamalarında kullanılabileceği belirtilmektedir. Bilgi edinme, randevu planlama, hasta iletişimi, kişiselleştirilmiş öneriler ve tedavi sonrası takip süreçlerinde yapay zekâ destekli sistemlerin hasta deneyimini geliştirme potansiyeline sahip olduğu ifade edilmektedir. Ayrıca bu teknolojilerin sağlık turistlerinin ihtiyaçlarına daha hızlı ve kişiselleştirilmiş çözümler sunabileceği vurgulanmaktadır (Ali vd., 2023; Aykın vd., 2023; Özçelik Heper, 2025).

Dijital Güven ve Karar Verme Süreci

Yapay zekânın sağlık turizmine sağladığı en önemli avantajlardan biri, sağlıkla ilgili bilgiye hızlı ve kolay erişim imkânı sunmasıdır. Daha önce yalnızca belirli uzmanlara veya danışmanlara ulaşabilen bilgiler, artık internet bağlantısı olan herkes için erişilebilir hale gelmiştir. Ancak bu durum bazı riskleri de beraberinde getirmektedir.

Yapay zekâ sistemleri her zaman güncel veya kişiye özel bilgi sunamayabilir. Özellikle sağlık alanında verilen kararlar bireyin tıbbi geçmişi, mevcut sağlık durumu ve uzman değerlendirmeleri doğrultusunda şekillendirilmelidir. Bu nedenle yapay zekâ tarafından sağlanan bilgiler profesyonel sağlık uzmanları tarafından ya da ek kaynaklar üzerinden teyit edilmelidir.

Sağlık alanında yapılan güncel araştırmalar, bireylerin semptom değerlendirme ve sağlık hizmetleri arasında seçim yapma süreçlerinde yapay zekâ destekli araçları giderek daha fazla kullandığını göstermektedir. Bununla birlikte uzmanlar, bu sistemlerin karar verici değil, karar destekleyici araçlar olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır (Ali vd., 2023; Erol, 2025).

Özellikle sağlık turizmi alanında gerçekleştirilen güncel çalışmalar, ChatGPT’nin ve benzeri araçların hem sağlık turizmi işletmeleri hem de sağlık turistleri açısından önemli fırsatlar sunduğunu ortaya koymaktadır. Ancak güvenlik, veri gizliliği, etik sorunlar ve güncellik eksiklikleri nedeniyle yapay zekâya tek başına güvenmenin çeşitli riskler taşıdığı da belirtilmektedir.

Sağlık Turizminde Yapay Zekânın Pratik Uygulamaları

Yapay zekâ uygulamaları sağlık turizminin farklı aşamalarında somut biçimlerde hayat bulmaktadır. Tedavi öncesi aşamada dövizsel hesaplamalar, klinik akreditasyon sorgulama ve hekim profili tarama gibi işlemler artık büyük ölçüde yapay zekâ yardımıyla gerçekleştirilmektedir. İlk temas aşamasında çok dilli sohbet robotları (chatbot) hastaların anlık sorularını yanıtlamakta, randevu yönetimini kolaylaştırmakta ve gerekli evrakların hazırlanmasında yönlendirme sağlamaktadır. Tedavi sürecinde ise yapay zekâ destekli görüntü analizi, karar destek sistemleri ve elektronik sağlık kayıtlarına entegrasyon gibi uygulamalar klinik verimliliği artırmaktadır. Tedavi sonrası aşamada ise uzaktan hasta takip sistemleri, hasta memnuniyeti ölçüm araçları ve kişisel iyileşme programları aracılığıyla uluslararası hasta ilişkileri sürdürülmektedir (Köse ve Köse, 2025).

Stergiou ve Nella (2024), ChatGPT’nin turist karar verme sürecindeki rolünü Erişilebilirlik-Teşhis Edebilirlik Teorisi (Accessibility-Diagnosticity Theory) çerçevesinde incelemiş ve yapay zekânın üreteceği önerilerin hem erişilebilir hem de bağlama özgü tanılayıcı nitelikte olduğu düzenlenmiş bir danışmanlık modeli önermiştir. Bu bulgular, sağlık turizminde de hastaların bilgiye erişimden öte, kişisel ihtiyaçlarına uyarlanmış öneri sistemlerine yönelik beklentisini ortaya koymaktadır. Benzer biçimde Topsakal (2025), yapay zekâ destekli seyahat planlama araçlarının benimsenme sürecini inceleyen çalışmasında; aşinayet, kolaylık algısı ve güven unsurlarının teknolojinin benimsenmesinde kritik rol oynadığını belirlemiştir. Sağlık turizmi bağlamında bu bulgu özellikle anlam taşımaktadır. Sağlık konularında güven eşiği daha yüksek olan bireyler, yapay zekâ sistemlerini ancak şeffaf, anlaşılır ve tutarlı ise benimsemektedir.

Yapay Zekânın Sınırları: Sağlıkta Bilinçli Kullanım İçin Bir Çerçeve

Yapay zekâ teknolojileri sağlık alanında önemli fırsatlar sunmaktadır. Bununla birlikte, bu teknolojilerin etkili ve güvenli biçimde kullanılabilmesi için bazı sınırlılıkların göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bunların başında bilginin güncelliği gelmektedir. Büyük dil modelleri, eğitim aldıkları veri setleriyle sınırlı olduklarından, belirli bir tarihten sonra ortaya çıkan gelişmeleri eksik ya da hatalı şekilde yansıtabilmektedir. Ayrıca yapay zekâ sistemlerinin zaman zaman “halüsinasyon” olarak adlandırılan, gerçeğe dayanmayan ancak oldukça ikna edici görünen bilgiler üretebildiği bilinmektedir. Özellikle sağlıkla ilgili kararların bu tür çıktılara dayanılarak verilmesi, bireyler açısından önemli riskler oluşturabilmektedir. Bunun yanında veri gizliliği ve etik kullanım konuları da dikkatle ele alınmalıdır. Sağlıkla ilgili sorular çoğu zaman kişiye özel hassas bilgiler içermekte, bu verilerin nasıl işlendiği ve korunduğu konusunda ise hâlen çeşitli tartışmalar sürmektedir. Son olarak, sağlık turizmi yalnızca tıbbi bir süreç değil, aynı zamanda kültürel bir etkileşim alanıdır. Bu nedenle bireylerin sağlık algıları, semptomlarını ifade etme biçimleri ve tedaviye yönelik beklentileri kültürel bağlama göre farklılık gösterebilmektedir

Nitekim Kopka vd. (2025), büyük ölçekli karma yöntemli çalışmalarında sohbet robotları ile semptom değerlendirme uygulamalarının insan karar verme sürecini desteklediğini, ancak nihai kararın yine insan tarafından verildiğini ortaya koymuştur. Doktor veya klinik tarafından onaylanmamış yapay zekâ tavsiyeleri, uygun olmayan tedavi arayışına ya da gereksiz kaygıya yol açabilir. Bu nedenle sağlık turizmi sektörü oyuncularının yapay zekâ sistemlerini bir bilgi zenginleştirici olarak konumlandırması ve nihai klinik yönlendirmeyi her zaman uzman değerlendirmesine dayandırması önemlidir.

Sağlık Turizminin Sosyolojik Dönüşümü

Sağlık turizminde yaşanan yapay zekâ dönüşümü yalnızca teknolojik bir gelişme olarak değerlendirilmemelidir. Bu değişim aynı zamanda bireylerin bilgiye ulaşma ve karar verme alışkanlıklarını yeniden şekillendirmektedir.

Geçmişte insanlar tedavi olacakları doktoru ailelerinden, arkadaşlarından veya çevrelerinden öğrenirken günümüzde ilk danışılan kaynak çoğu zaman dijital platformlar ve yapay zekâ sistemleri olmaktadır. Bu durum sağlık hizmetlerinde otorite kavramının yeniden tanımlanmasına neden olmaktadır.

Artık hasta daha pasif bir bilgi alıcısı değil; araştıran, karşılaştıran ve sorgulayan aktif bir karar verici konumundadır. Sağlık turistlerinin beklentileri de bu doğrultuda değişmektedir. Şeffaflık, hızlı erişim, kişiselleştirilmiş bilgi ve dijital destek hizmetleri günümüz sağlık turistinin temel beklentileri arasında yer almaktadır.

Gelecekte Bizi Ne Bekliyor?

Yakın gelecekte sağlık turizmi sektöründe yapay zekâ destekli sanal hasta danışmanlarının yaygınlaşması beklenmektedir. Hastaların ihtiyaçlarını analiz eden, uygun klinikleri öneren, tedavi süreçlerini açıklayan ve çok dilli iletişim sağlayan sistemler sağlık turizmi deneyiminin ayrılmaz bir parçası hâline gelebilir. Ayrıca yapay zekâ destekli hasta takip sistemleri sayesinde tedavi sonrasında da uluslararası hastalarla iletişim sürdürülebilecek ve memnuniyet düzeyleri daha etkin şekilde yönetilebilecektir.

Tüm bu gelişmeler, sağlık turizminde daha hızlı, daha kişiselleştirilmiş ve daha erişilebilir hizmet modellerinin ortaya çıkmasına katkı sağlayacaktır. Ancak teknolojinin sunduğu olanaklar ne kadar gelişirse gelişsin, sağlık hizmetlerinin merkezinde insan yer almaya devam edecektir. Çünkü sağlık hizmetleri yalnızca bilgi aktarımından ibaret değildir. Empati, güven, etik sorumluluk ve insan ilişkileri, tedavi sürecinin ayrılmaz parçalarıdır. Bu nedenle geleceğin sağlık turizmi, yapay zekânın sunduğu teknolojik imkânlar ile insan dokunuşunu bir araya getirebilen kurumlar tarafından şekillendirilecektir.


Sağlık Turizminde Yapay Zekâ Dönüşümüne Türkiye Ne Kadar Hazır?

Türkiye son yıllarda sağlık turizmi alanında önemli bir büyüme göstermiş ve uluslararası hasta sayısını artırmayı başarmıştır. Özellikle diş tedavileri, estetik cerrahi, saç ekimi, göz hastalıkları ve çeşitli cerrahi uygulamalar alanında Türkiye, dünya çapında tercih edilen destinasyonlardan biri haline gelmiştir. Ancak sağlık turizmindeki küresel rekabet artık yalnızca kaliteli sağlık hizmeti ve uygun maliyet avantajlarıyla sınırlı değildir. Dijital dönüşüm ve yapay zekâ uygulamaları, ülkelerin rekabet gücünü belirleyen yeni faktörler arasında yer almaktadır.

Günümüz sağlık turistleri yalnızca başarılı bir tedavi değil; hızlı bilgiye erişim, çevrim içi danışmanlık, kişiselleştirilmiş iletişim ve dijital destek hizmetleri de beklemektedir. Bu noktada yapay zekâ destekli hasta iletişim sistemleri, çok dilli chatbotlar, akıllı randevu yönetimi ve kişiselleştirilmiş hasta deneyimi sunan uygulamalar önemli avantajlar sağlayabilmektedir.

Türkiye’nin güçlü sağlık altyapısı, deneyimli sağlık profesyonelleri ve gelişmiş özel sağlık kuruluşları dikkate alındığında, yapay zekâ destekli sağlık turizmi uygulamalarını benimseme konusunda önemli bir potansiyele sahip olduğu söylenebilir. Bununla birlikte veri güvenliği, etik kullanım, personel eğitimi ve teknolojik entegrasyon gibi alanlarda yapılacak yatırımlar, Türkiye’nin bu dönüşümden en yüksek faydayı elde etmesinde belirleyici olacaktır.

Önümüzdeki yıllarda sağlık turizminde başarı yalnızca tedavi kalitesiyle değil, hastaya sunulan dijital deneyimin kalitesiyle de ölçülecektir. Bu nedenle Türkiye’nin sağlık turizmi stratejilerinde yapay zekâ ve dijitalleşme politikalarına daha fazla yer vermesi, uluslararası rekabet avantajını sürdürebilmesi açısından önemli görünmektedir. Bu noktada asıl soru, “yapay zekânın sağlık turizmini değiştirip değiştirmeyeceği değil; sektörün bu dönüşüme ne kadar hızlı uyum sağlayabileceğidir” …


Sonuç

Yapay zekâ teknolojileri sağlık turizminin geleceğini şekillendiren önemli araçlardan biri haline gelmiştir. Bilgiye hızlı erişim, kişiselleştirilmiş yönlendirmeler ve iletişim kolaylığı gibi avantajlar sunarken, doğruluk, güvenilirlik ve etik kullanım konusunda dikkatli olunmasını da gerektirmektedir. Bu nedenle yapay zekâ, sağlık turizminde bir karar verici değil, karar destekleyici bir araç olarak değerlendirilmelidir. Geleceğin sağlık turizmi, insan uzmanlığı ile yapay zekâ teknolojilerinin dengeli iş birliği üzerine inşa edilecektir.

Kaynakça

Ali, O., Abdelbaki, W., Shrestha, A., Elbasi, E., Alryalat, M. A. A., & Dwivedi, Y. K. (2023). A systematic literature review of artificial intelligence in the healthcare sector: Benefits, challenges, methodologies, and functionalities. Journal of Innovation & Knowledge8(1), 100333.

Aykın, Ö., Uluhan, F., Gümüş, İ., Çabuk, Ş., Bozbayır, U., Duran, V., … & Övey, İ. S. (2023). Artificial intelligence and telemedicine applications in health tourism marketing. Eurasian Journal of Health Technology Assessment7(2), 134-149.

Erol, S. (2025). Usability of Artificial Intelligence Technologies in Health Tourism Services. Economic Research9(1), 14-32.

Kopka, M., Wang, S. M., Kunz, S., Schmid, C., & Feufel, M. A. (2025). Technology-supported self-triage decision making. npj Health Systems2(1), 3.

Köse, G., & Köse, U. (2025). Sağlık Turizminde İleri Teknolojiler. Detay Yayıncılık.

Özçelik Heper, F. (2025). Yapay Zeka Teknolojilerinden ChatGPT’nin Sağlık Turizminde Potansiyel Kullanımı: Fırsatlar ve Riskler. Journal of Silk Road Tourism Research5(2), 108-122.

Stergiou, D. P., & Nella, A. (2024). ChatGPT and tourist decision‐making: an accessibility–diagnosticity theory perspective. International Journal of Tourism Research26(5), e2757.

Topsakal, Y. (2025). How familiarity, ease of use, usefulness, and trust influence the acceptance of generative artificial intelligence (AI)-assisted travel planning. International Journal of Human–Computer Interaction41(15), 9478-9491.

Sağlık Turizminde Yapay Zekânın Psikososyal Açıdan Değerlendirilmesi: Gelişmeler, Fırsatlar ve Riskler

Sağlık turizmi, bireylerin tedavi amaçlı farklı ülkelere seyahat ettiği; sağlık hizmetleri ile turizm dinamiklerinin kesiştiği stratejik bir alandır. Bu alanın büyümesiyle birlikte hasta beklentileri, hizmet kalitesi standartları ve hasta deneyimi yönetimi daha kritik hale gelmiştir. Günümüzde bu dönüşümün en güçlü itici unsurlarından biri ise yapay zekâ teknolojileridir.

Yapay zekâ; sağlık turizmi süreçlerinde hız, verimlilik ve kişiselleştirme sağlarken, aynı zamanda psikososyal açıdan yeni fırsatlar ve riskler doğurmaktadır. Bu yazıda yapay zekânın sağlık turizmindeki rolü, psikososyal etkiler çerçevesinde gelişmeler, fırsatlar ve riskler kapsamında değerlendirilmektedir.


1) Sağlık Turizminde Yapay Zekâ: Güncel Gelişmeler

Yapay zekâ uygulamaları sağlık turizminde özellikle hasta iletişimi, süreç yönetimi ve karar destek mekanizmalarında yaygınlaşmaktadır. Dijital kanallar üzerinden gelen taleplerin sınıflandırılması, hasta profillerinin analiz edilmesi, randevu planlaması ve çok dilli iletişim desteği gibi süreçlerde yapay zekâ çözümleri aktif şekilde kullanılabilmektedir.

Özellikle sağlık turizmi gibi rekabetin yüksek olduğu bir alanda yapay zekâ; daha hızlı geri dönüş, daha düzenli operasyon yönetimi ve daha tutarlı hizmet standardı sağlayarak kurumların performansını artırabilmektedir.


2) Psikososyal Perspektif Neden Önemlidir?

Sağlık turizmi yalnızca tıbbi bir süreç değildir. Hasta, yabancı bir ülkede bulunmanın getirdiği belirsizlikle; güven ihtiyacı, kontrol duygusu, kaygı yönetimi ve iletişim beklentisi gibi psikososyal faktörleri aynı anda yaşamaktadır.

Bu nedenle hasta deneyimini etkileyen unsurlar yalnızca klinik başarı ile sınırlı değildir. Hastanın kendini güvende hissetmesi, anlaşılması, doğru yönlendirilmesi ve süreç boyunca desteklenmesi sağlık turizminin sürdürülebilirliği açısından belirleyici olabilmektedir.


3) Yapay Zekânın Psikososyal Açıdan Sunduğu Fırsatlar

3.1 Daha Güçlü İletişim ve Daha Az Belirsizlik

Yapay zekâ destekli sohbet botları ve otomatik bilgilendirme sistemleri, hastaların süreç hakkında hızlı bilgi almasına yardımcı olabilmektedir. Bu durum özellikle yabancı hastalarda görülen “bilinmezlik kaynaklı kaygıyı” azaltabilmektedir.

3.2 Kişiselleştirilmiş Hasta Deneyimi

Yapay zekâ; hastanın geçmiş tercihleri, ihtiyaçları ve iletişim tarzına göre daha kişiselleştirilmiş bir yolculuk tasarlamaya destek verebilmektedir. Bu yaklaşım, hastanın kendini “özel ve değerli” hissetmesini sağlayarak memnuniyeti artırabilmektedir.

3.3 Memnuniyetin Ölçülmesi ve Erken Uyarı Mekanizmaları

Yorumlar, anketler ve geri bildirimler yapay zekâ ile analiz edilerek memnuniyet düzeyleri tahmin edilebilmektedir. Böylece kurumlar, olası memnuniyetsizlikleri erken fark edip müdahale edebilme avantajı elde edebilmektedir.

3.4 Toplumsal Ölçekte Hizmet Standardının Yükselmesi

Sağlık turizmi süreçlerinin dijitalleşmesi, hizmetin daha ölçülebilir hale gelmesine katkı sunabilmektedir. Bu durum zamanla yerel hizmet kalitesini de yükseltebilecek bir dönüşüm yaratabilmektedir.


4) Yapay Zekânın Psikososyal Açıdan Taşıdığı Riskler

4.1 Güven Duygusunun Zedelenmesi

Sağlık hizmetlerinde güven, en temel ihtiyaçlardan biridir. Yapay zekâ ile yapılan iletişim, bazı hastalarda “insani temas eksikliği” hissi oluşturabilmektedir. Özellikle kritik karar anlarında hastanın gerçek bir uzmanla konuşma ihtiyacı artmaktadır.

4.2 Yanlış Yönlendirme ve Algı Yönetimi Riski

Yapay zekâ sistemleri yanlış bilgi üretebilir veya eksik yönlendirme yapabilir. Sağlık turizmi gibi yüksek riskli bir alanda bu durum; hasta kaygısını artırabilir, memnuniyetsizlik yaratabilir ve kurumsal itibarı zedeleyebilir.

4.3 Mahremiyet ve Veri Güvenliği Endişesi

Hasta verileri; sağlık turizmi süreçlerinde en hassas alanlardan biridir. Yapay zekâ sistemleriyle veri işlenmesi, hastalarda mahremiyet kaygısı oluşturabilmektedir. Bu kaygı psikolojik güveni doğrudan etkileyen bir faktördür.

4.4 Eşitsizlik ve Dijital Uyum Sorunları

Her hasta dijital sistemlere aynı ölçüde uyum sağlayamamaktadır. Yaş, eğitim düzeyi, kültürel farklılıklar ve teknoloji okuryazarlığı; yapay zekâ temelli sistemlere adaptasyonu etkileyebilir. Bu durum hizmet deneyiminde eşitsizlik algısı oluşturabilmektedir.


5) Etik Denge: İnsan Merkezli Yapay Zekâ Yaklaşımı

Sağlık turizminde yapay zekâ kullanımı, insan faktörünü dışarıda bırakan bir model olarak değil; uzmanları destekleyen, hastayı güçlendiren bir araç olarak tasarlanmalıdır.

Bu nedenle;

  • yapay zekâ sistemlerinin şeffaf şekilde tanıtılması,
  • hasta onamının açık biçimde alınması,
  • veri güvenliği standartlarının güçlendirilmesi,
  • kritik süreçlerde insan kontrolünün korunması,
  • psikososyal hassasiyetlere uygun iletişim dilinin benimsenmesi

sağlık turizmi ekosisteminde güvenin sürdürülebilirliği açısından önem taşımaktadır.


Sonuç

Yapay zekâ, sağlık turizmini daha hızlı, daha verimli ve daha ölçülebilir hale getiren güçlü bir dönüşüm aracıdır. Ancak sağlık turizmi yalnızca teknik bir süreç değil; aynı zamanda güven, kaygı yönetimi, iletişim ve kültürel uyum gibi psikososyal dinamikleri barındıran bir deneyim alanıdır.

Bu nedenle yapay zekânın sağlık turizminde başarılı olabilmesi için teknoloji odaklı yaklaşımın yanında psikososyal boyutun da dikkate alınması gerekmektedir. Gelişmeler ve fırsatlar kadar risklerin de doğru yönetilmesi, toplum açısından sürdürülebilir ve güven temelli bir sağlık turizmi modelinin oluşmasına katkı sağlayacaktır.

DENTAL TURİSTLERİN MEMNUNİYET DURUMLARININ VERİ MADENCİLİĞİ İLE TAHMİN EDİLMESİ

Köse G. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Sağlık Turizmi Programı, Yüksek Lisans Tezi, Aydın, 2024.

Amaç: Bu araştırma dental turistlerin hizmetten memnun kalma durumlarının veri madenciliği ile tahmin edilebilmesi amacı doğrultusunda yapılmıştır.

Gereç ve Yöntem: Araştırma, nicel analizler ve veri madenciliği süreçlerine bağlı olarak, 2023 yılı içerisinde, Aydın ili Kuşadası ilçesinde bulunan ve dental turizm hizmeti sağlayan özel bir dental kliniğe başvuran 314 dental turist ile gerçekleştirilmiştir. Veriler öncelikli olarak anket çalışması ile toplanmış, bu veriler Pearson Katsayısı, Kolmogorov Smirnov Testi, Mann-Whitney U Testi ve Kruskal-Wallis Testi gibi istatistiksel tekniklerle değerlendirilmiş, Faktör analizi ile çeşitli faktörler tespit edilmiştir. Veri madenciliği süreci için ise karar ağaçları algoritması kullanılmıştır.

Bulgular: Araştırmaya katılan dental turistlerin yaş ve memnuniyet durumu arasında anlamlı bir ilişki olmadığı (p=0,066>0,05), memnuniyet durumlarının cinsiyet özelinde ise anlamlı farklılık içerdiği anlaşılmıştır (p=0,000<0,05). Yine dental turistlerin memnuniyet durumlarının vatandaşlığa göre (p=0,000<0,05), eğitim düzeyine göre (p=0,003<0,05) ve gelir durumlarına göre (p=0,000<0,05) anlamlı farklılıklar içerdiği, bu farklılıkların ilgili demografik sınıflar özelinde çeşitlendiği görülmüştür. Anket dönütlerinden yola çıkılarak memnuniyet durumlarını işaret eden 4 faktör belirlenmiştir. Demografik veriler ve 4 faktöre yönelik dönütlerle oluşturulan veri kümesi üzerinde uygulanan veri madenciliği karar ağaçları algoritması ile eğitim aşamasında %96 doğruluk, test aşamasında ise %80 doğruluk oranı elde edilmiştir.

Sonuç: Bu çalışmada dental turistlerin hizmet memnuniyetinde farklı demografik verilerin ve faktörlerin etkili olduğu, bu parametrelerden yola çıkılarak oluşturulan bir veri madenciliği sistemi ile potansiyel dental turistlerin memnuniyet durumlarının etkin şekilde tahmin edilebildiği sonuçlarına ulaşılmıştır.

Tam metin için: https://www.researchgate.net/publication/387754758_DENTAL_TURISTLERIN_MEMNUNIYET_DURUMLARININ_VERI_MADENCILIGI_ILE_TAHMIN_EDILMESI

SAĞLIK TURİZMİ FELSEFESİ

Gamze KÖSE

Adnan Menderes Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Sağlık Turizmi Yüksek Lisans (Tezli) Programı, Aydın
gamze.g.kose@gmail.com

Özet

Sağlık turizmi içerisinde sağlık ve turizm gibi iki farklı uygulama kapsamını bir araya getirmesi nedeniyle önem derecesi her geçen zaman artan, küresel çapta oldukça ilgi duyulan bir alan haline gelmiştir. İçerisinde hem sağlık hizmetlerini hem de turizm aktivitelerini içermesi nedeniyle insan faktörünün değerlendirilmesi dışında çok çeşitli ekonomik ve kültürel bileşenlerin de değerlendirilmesini gerekli hale getiren sağlık turizmi, felsefi tartışma potansiyeli de olan bir alandır. Özellikle sağlık ve turizm süreçlerinin sunumu bireylerin sağlıklarına kavuşması karşısında hizmet sunan tarafların ekonomik kaygılarını da karşı karşıya getirebilmekte, ayrıca etik kaygılar ve sağlık turizminin etkinlik kapsamı da tartışmaya açık hususlar haline gelmektedir. Açıklamalardan hareketle bu bölüm sağlık turizmiyle ilgili söz konusu hususları ön plana alarak sağlık turizminin felsefi bağlamda tartışılmasını amaçlamıştır. Sunulan bilgiler ile birlikte ortaya konulan açıklamalar sağlık turizminin felsefi boyutunun değerlendirilmesi açısından literatüre özgün katkılar sunmaktadır.

Daha fazla bilgi için: https://www.researchgate.net/publication/387754477_SAGLIK_TURIZMI_FELSEFESI

Sağlık Profesyonellerinin Sağlık Turizmi Farkındalığı: Genel Perspektif ve Dijital Dönüşüme İlişkin Görüşler / Health Tourism Awareness of Health Professionals : Views on General Perspective and Digital Transformation

As in every sector, employees contribute to health tourism. Since the subject is health, the approach of health professionals should be positive and their knowledge should be sufficient. It is important when the general awareness is thought and it was connected with the latest trends including even digital transformation. So, the connection among health professionals and the most recent factors regarding awareness should be examined by evaluating accordingly feedback from the area. This research addresses the main theme of health tourism awareness of health professionals and aims to illuminate the perspectives of employees on digital transformation in this dynamic field. The findings illustrate the enrichment of important intersections between health professionals and the expanding field of health tourism.

Daha fazlası için tam metni okuyabilirsiniz:

Tam Metin link 1

Tam Metin link 2

Sağlık Turizmi İçin Giyilebilirler: Perspektifler ve Model Önerisi / Wearables for Health Tourism: Perspectives and Model Suggestion

Abstract

INTRODUCTION: Internet of Things (IoT) has been taking wide place in our daily lives. Among different solution ways in terms of IoT, wearables take a remarkable role because of their compact structures and the mobility. By using wearables, it is very easy to sense a person’s movements and gather characteristic data, which may be processed for desired outcomes if intelligent inferencing. As associated with this, wearables can be effectively used for health tourism operations. As wearables already proved their capabilities for healthcare-oriented applications, the perspective may be directed to health tourism purposes. In this way, positive contributions may be done in the context of not only patients’ well-being but also other actors such as health staff and tourism agencies.

OBJECTIVES: Objective of this paper is to evaluate the potential of wearables in health tourism applications, provide a model suggestion, and evaluate it in the view of different actors enrolling in health tourism ecosystems. Within this objective, research targets were directed to the usage ways of wearables in health tourism, ensuring model structures as meeting with the digital transformation advantages, and gather some findings thanks to feedback by patients, health staff, and agencies.

METHODS: The research firstly included some views on what is health tourism, how the IoT, mobile solutions as well as wearables may be included in the ecosystem. Following to that, the research ensured a model suggestion considering wearables and their connections to health tourism actors. Finally, the potentials of wearables and the model suggestion was evaluated by gathering feedback from potential / active health tourists, health staff, and agency staff.

RESULTS: The research revealed that the recent advancements in wearables and the role of digital transformation affects health tourism. In this context, there is a great potential to track and manage states of all actors in a health tourism eco system. Thanks to data processing and digital systems, it is effective to rise fast and practical software applications for health tourism. In detail, this may be structured in a model where typical IoT and wearable interactions can be connected to sensors, databases, and the related users. According to the surveys done with potential / active health tourists, health staff, and agency staff, such a model has great effect to advance the health tourism.

CONCLUSION: The research study shows positive perspectives for both present and future potentials of wearable and health tourism relation. It is remarkable that rapid advancements in IoT can trigger health tourism and the future of health tourism may be established over advanced applications including data and user-oriented relations.

Daha fazlası için tam metni okuyabilirsiniz:

Tam Metin link 1

Tam Metin link 2

SAĞLIK TURİZMİNDE VERİ MADENCİLİĞİ / Health Tourism with Data Mining: Present State and Future Potentials

Yüksek Lisans tez çalışmam kapsamında gerçekleştirdiğim araştırmalara ilişkin olarak, Sağlık Turizmi uygulamalarında Veri Madenciliği uygulama potansiyellerine değinen makalemiz yayınlandı:

Abstract: Health Tourism is a trendy interest area as it allows individuals to travel another country for receiving health services while experiencing touristic opportunities. There are many benefits of health tourism in terms of costs, services, and experiences. By combining both health and tourism area, it welcomes many research directions in not only healthcare and tourism but also marketing and business management. Among these the area of Health Tourism is intensively connected with digital solutions since it is important to reach out individuals in different countries and enabling them to decide and come to the host country for receiving services. So, the data is very important for establishing innovative Health Tourism applications. However, one question arising is about how to analyze, process and use the data effectively within the purposes of such applications. This paper tries to answer this question from the perspective of Data Mining. As the Data Mining allows creating descriptive and predictive new knowledge from the known data, its use in digital Health Tourism applications has a remarkable value. In this context, this paper firstly ensures the connection between Health Tourism and Data Mining, and then discusses about present state as well as the future. It is believed that the outcomes from this paper will be a triggering factor for further research in Data Mining, which is currently a niche application way in Health Tourism.

Daha fazlası için tam metni okuyabilirsiniz:

Tam Metin link 1

Tam Metin link 2

SAĞLIK TURİZMİ KAPSAMINDA MEDİKAL TURİZM İŞLETMELERİNİN SATIŞ PAZARLAMA FAALİYETLERİ

Özet: Bu çalışmada Kuşadası ilçesinde sağlık turizmi yetki belgesine sahip, dental turizm hizmetleri sunan altı diş kliniği ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerde kliniklerin genel bilgileri, tedavi türleri, hasta potansiyelleri, pazarlama çözümleri, reklam ve sosyal medya stratejileri konusunda bilgiler alınmıştır. Ayrıca kliniklerin sağlık turizminin geliştirilebilmesi için neler yapılması gerektiğiyle ilgili önerileri de toplanmıştır. Yapılan görüşmeler bağlamında uygulanan içerik analizi neticesinde çok çeşitli sonuçlara ulaşılmıştır. Buna göre, kliniklerin kaliteli hizmet sunma motivasyonlarının yüksek olduğu, dental turizminde tıbbi ve estetik uygulamaların yanısıra dijital laboratuvar kullanımının da yaygınlaştığı anlaşılmış, hasta potansiyellerinin çoğunlukla İngiltere’yi kapsadığı, yine Orta Avrupa‘ya da açılma hedeflerinin söz konusu olduğu dikkat çekmiştir. Satış pazarlama ekseninde dikkate alındığında ise kliniklerin güncel bilgi ve iletişim teknolojilerine olan adaptasyonlarının yüksek seviyede olduğu tespit edilmiş, genel olarak faaliyetlerin sosyal medya başta olmak üzere çeşitli dijital araçlar yardımıyla desteklendiği sonucuna ulaşılmıştır. Görüşmeler neticesinde ortaya çıkan önemli sonuçlardan biri de, kliniklerin satış pazarlama süreçlerinde dijital araçlar üzerinden gerçekleştirdikleri tanıtım uygulamalarında esnekliğe daha fazla ihtiyaç duydukları, geleceğin bu yönde politikalar ve desteklerle şekillendirilmesi gerektiği yönündeki ortak görüşlerdir.

Daha fazlası için tam metni okuyabilirsiniz:

Tam Metin link 1